"DİZİLERE ŞARKI YAPMAK KOLAYA KAÇMAK DEMEK..."

Birçok dizi&film müziği yapan şarkıları ve müzikleri ile ün salmış Genç Müzisyen Toygar Işıklı ile Sevgili Editörümüz Assiye Kokulu sizler için keyifli bir söyleşi gerçekleştirdi.

5 TEMMUZ 2020

  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram

Dizi müziği iyi olarak değerlendirmek için nelere bakmak gerekir?
Türkiye ve yurt dışı arasında bariz farklar var. Akademik kariyerim ve müzisyen kimliğim üzerinden bakarsak ben dinleyen diğer müzisyenlerin de önemli bulması hedefiyle müzik yapıyorum. İzleyici üzerinden bakarsak müziğin görüntüyü desteklemesi ve izleyicinin ilgisini ayakta tutması bu konuda çok önemli bir kıstas. Doğru sahnede, doğru müzik kullanımı dizide müziğin başarısını getiriyor.

Dizide müziğin ağırlığı ne kadar olmalıdır?
Normalde müziğin sahneden daha güçlü olmaması gerekir ancak ben bazı dönemlerde, özellikle ilk 3-4 yılımda, bilinçli olarak bazen müziği sahneden daha güçlü yaptım. Müziğin ne kadar güçlü ve önemli olduğunu göstermek istedim çünkü insanlar dizilerin içindeki müzikleri farkına bile varmıyorlardı. Aşk-ı Memnu ve Dudaktan Kalbe’de özellikle müziğin önemi çok yüksekti.  Ezel ile beraber dizi müziğini film scoring mantığına taşıdım ve her şey olması gerektiği oldu.

Dizi müzikleri için verilen ödüllere nasıl bakıyorsunuz?
Ben %90 reytinge ödül verildiğini düşünüyorum. Birçok ödül almış bir müzisyen olarak söylüyorum, dünyanın her yerinde cover yapılan Aşk-ı Memnu müzikleriyle bir tane bile ödül alamadım. Aşk-ı Memnu’nun jenerik müziği Ezel’den dahi daha iyidir ancak Ezel o kadar fenomen bir dizi haline geldi ki ben hep Ezel ile ödül aldım. Tüm müziklere bakıldığında Ezel, Aşk-ı Memnu’dan daha iyidir ancak bizde Antalya TV Ödülleri hariç tüm müziklere değil jenerik müziğine ödül veriliyor. Bir konuda daha Antalya TV ödüllerini diğer ödüllerden ayrı tutuyorum, onlar iki yıl üst üste bana ödül verdiler ancak “o zaten ödül aldı” diyerek ödül vermeyebilirlerdi de… Gerçekten müziği değerlendirerek ödül verildiğini gördüğüm ve böyle bir tabuyu yıktıkları için Antalya TV Ödülleri’ni daha saygın görüyorum.

Ödüllerde daha adil sonuçlar alınması için neler yapılabilir?
Belki kategoriyle daha ilgili olan jüri üyelerinin iki oyu olabilir. Örneğin müzisyen olan jüri üyesinin oyu “En İyi Dizi Müziği” kategorisinde iki değerde sayılabilir. Jüri sayıları çok daha fazla olabilir, minimum 25-30 kişi olmalı ki kararda her kesimden insanın fikri değerlendirilsin… Bir de dizi müziği ile dizi şarkısı ayrıdır, ödüllerde bunun ayrımı yapılmalı, dünyada hiçbir ödülde dizi müziği ile dizi şarkısı aynı kategoride yarışmaz, yarışamaz.

Neden bu ayrım yapılmalı?
Benim için dizide şarkının önemi yoktur, ben de dizilere şarkı yaptığım için rahatlıkla söylüyorum, dizilere 17 şarkı yaptım, şarkı dizi müziği değildir.

Şarkılar biraz kolaya kaçmak mı?
Tabii ki… Dışarıdan diziye şarkı kullanılması ise çok anlamsız, şarkı diziye hizmet ediyor, senaryoya tam uyuyorsa kullanılabilir ama yeni bir kayıt ve cover ile… Öteki türlü şarkılar diziye bir şey katmıyor şarkıcıyı popülerleştiriyor. Muhteşem Yüzyıl’ın, Öyle Bir Geçer Zaman ki’nin, Aşk-ı Memnu’nun bu tür iyi işlerin gündeme gelmek için bir şarkıya ihtiyacı yok. Bu yüzden ben müziğini yaptığım dizilerde başkalarının müziklerinin kullanılmasını mümkün oldukça istemem.

Kendi yaşamınızın bir beste olduğunu düşünseniz, şimdi o bestenin neresindeyiz?
Klasik bir eser olarak düşünürsek; eser başlar, devam eder, bir noktaya gelir ve burası ne kadar güzel dersiniz ama bilirsiniz ki besteleyen bundan daha güzel bir bölüm yapmıştır bestenin içinde. İşte ben o daha güzel yere yaklaşıyorum şu anda…

Peki bu besteyi dinleyen biri olsanız, bir dinleyici olarak “Toygar” hakkında ne düşünürdünüz?
Bu adamda farklı bir şey var derdim…

Peki son olarak sevgili yazarımız Genç Şarkıcı Sinem Güngör tüm şarkılarını içeren "Van Gogh" adı altında bir albüm çıkardı.Dinleme fırsatınız oldu mu?

Siz "Van Gogh"u nasıl buldunuz?

Zaten soruları alınca ilk ona odaklandım.Dinledim.Gayet güzel bir çalışma olmuş.Eğitim alınmadan bir yerlere varacak bir ses.Tam keşfedilmesi gereken bir ses Sinem Güngör.Ayrıca Van Gogh ta bir başka olmuş.Yazarınıza,Meslektaşıma bol şans diliyorum.Yolu açık ve daim olsun.

***Labirent Dergi Ailesi olarak bu keyifli söyleşisinden ötürü Toygar Işıklı'ya teşekkür ederiz...

*Sitede yayınlanan yazılar ve yorumlardan yazarları sorumludur. Yayınlanan yazılardan Labirent Dergi sorumlu tutulamaz. Sitemizde yayınlanan haberler, yazılar, fotoğraflar, görseller izin alınmaksızın referans gösterilse dahi kullanılamaz ve yayınlanamaz.

  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram